Proc karakteri satınalmada tek gözlü kırılgan karar akışını iki bağımsız kontrol ve onaydan geçen 4 göz prensibiyle karşılaştırıyor.

Satınalmada 4 Göz Prensibi: Kontrolü Kaybeden Kurumların Ortak Hikayesi

Satınalma tarihinin en maliyetli hatalarına bakıldığında, büyük bir bölümünün tek elde kalan karar yetkisinden kaynaklandığını gözlemliyoruz. Buradan çıkan derse de “satınalma 4 göz prensibi” adını veriyoruz. Tek kişinin onayladığı alım, tek kişinin seçtiği tedarikçi, tek kişinin imzaladığı sözleşme… Bu zincirin nereye varabileceğini bilen birçok kurum, süreci farklı biçimde tasarlamak zorunda kaldı.

4 göz prensibi aslında yalın bir fikir. Bir kararın geçerli sayılabilmesi için en az iki farklı kişinin onayına ihtiyaç duyulması demek. Bankacılık ve muhasebe dünyasında yıllardır olağan sayılan bu yaklaşım, satınalma liderliği söz konusu olduğunda hâlâ tartışmalı bir alan olmaya devam ediyor.

satınalma 4 göz prensibi kontrol mekanizması

Satınalmada 4 Göz Prensibi Neden Var?

Satınalma, kurumun parasını harcayan departmandır. Bu sıradan bir gözlem gibi görünebilir, ancak sonuçları oldukça ağır. Tedarikçi seçimi, teklif değerlendirmesi ve sözleşme imzalama aşamalarının hepsinde ekonomik çıkar söz konusudur. Bu çıkarın yönetilmesi için bir dengeleme mekanizması gerekir.

Doğru tasarlanmış süreçlerde her büyük adım iki gözün denetiminden geçer. İlk onaylayan gerekçeyi hazırlar, ikinci onaylayan bağımsız bir bakış açısıyla değerlendirir. İkinci gözün işlevi, ilki kadar önemli. Sadece imza atmak değil, gerçekten sorgulamak.

Gözlemlediğimiz bir örüntü şu: Kurumsal satınalma birimlerinde aynı kişinin teklif topladığı, değerlendirdiği ve onayladığı süreçlerde hata oranının çok daha yüksek olduğu görünüyor. Hata bazen kasıtlı değil. Tek bakışın göremediği şeyleri, ikinci göz fark edebiliyor.

Kontrol mekanizması olmayan süreçlerde hata ve suistimal riski, iyi niyetten bağımsız olarak yapısal biçimde yükseliyor.

Yasal mevzuat bu konuda giderek daha az esneklik tanıyor. İç denetim standartları, ISO 37001 (rüşvet karşıtı yönetim sistemi) ve kamu ihalelerine ilişkin düzenlemelerin büyük bölümü, kontrol mekanizması olarak 4 göz prensibine doğrudan ya da dolaylı biçimde atıfta bulunuyor. Düzenleyicilerin bu tutumu, şansa bırakılmayan bir yaklaşımın sonucu.

Satınalmada 4 Göz Prensibi Nasıl Uygulanır?

Satınalmada 4 göz prensibi, sürece fazladan bir imza eklemekten ibaret değildir. Esas mesele, işlemi yapan kişi ile kontrol eden veya onay veren kişinin birbirinden ayrılmasıdır. Talep aşamasında ihtiyacı oluşturan kişi gerekçeyi ve kapsamı netleştirir; satınalma ya da ilgili yönetici ise bu talebin bütçe, öncelik ve uygunluk açısından gerçekten savunulabilir olup olmadığını kontrol eder.

Teklif değerlendirme ve tedarikçi seçimi aşamasında da aynı ayrım korunmalıdır. Teklifleri toplayan kişinin aynı zamanda nihai kararı tek başına vermesi, süreci gereksiz biçimde kırılgan hale getirir. Bu nedenle değerlendirme kriterleri önceden tanımlanmalı, karşılaştırma kayıt altına alınmalı ve seçilen tedarikçinin neden tercih edildiği ikinci bir göz tarafından sorgulanmalıdır. Özellikle tedarikçi değerlendirme kararlarında bu kontrol, sadece fiyatı değil performans, altyapı, finansal sağlamlık ve etik riskleri de görünür kılar.

Sipariş ve onay adımında prensip daha somut hale gelir. Satınalma talebini oluşturan, siparişi hazırlayan ve siparişi onaylayan roller aynı kişide toplanmamalıdır. Gerektiğinde sözleşme aşaması da bu akışa eklenir; ticari şartları müzakere eden kişi ile sözleşmenin risklerini kontrol eden kişi farklı bakış açılarıyla süreci tamamlar. Böyle kurgulanan satınalma P2P süreçleri, hem hataları erken yakalar hem de kurumun kararlarını sonradan açıklanabilir hale getirir.

Uygulamayanlar Ne Kaybetti?

Vaka analizlerine bakıldığında ortaya çıkan tablo benzer bir yapı taşıyor. Bir lojistik şirketinde tedarikçi yöneticisinin yıllarca aynı firmaya sipariş verdiği, piyasa araştırması yapılmaksızın fatura ödediği ve bu durumun ancak bir iç denetimde ortaya çıktığı görüldü. Kontrol mekanizması kurulmuş olsaydı bu sürecin çok erken bir aşamasında alarm verirdi.

Benzer şekilde, sözleşme yenileme dönemlerinde tek yetkili imzanın bulunduğu kurumların dış denetimlerde çok daha sık uyarı aldığı gözlemleniyor. Sorun her zaman suistimal değil. Zaman zaman sadece dikkatsizlik ya da alışkanlık. Ama her iki durumda da sonuç aynı: kurumun maruz kaldığı risk gereksiz yere büyüyor.

Satınalma süreçlerini dijital ortamda yönetmek bu noktada farklı bir boyut kazanıyor. Prucox kategori stratejisi modülü gibi platformlar, onay akışlarını tanımlanmış kurallara bağlıyor ve sürecin hangi aşamasında kimin onayının alındığını kayıt altında tutuyor. Bu hem denetim kolaylığı sağlıyor hem de 4 göz prensibinin kağıt üzerinde değil fiilen hayata geçmesine zemin hazırlıyor.

satınalma süreci onay akışı denetim

Güçlerin Ayrımı, Hesap Verebilirliğin Temeli

4 göz prensibi bir güvensizlik ifadesi değil. Tam aksine, sistemin sağlıklı işlediğini gösteren bir tasarım kararı. Doğru uygulayan kurumlar bunu uzun vadede şöyle tarif ediyor: “Artık süreci savunmak zorunda kalmıyoruz, çünkü süreç zaten kendini savunuyor.”

Prensipte iki şeyin ayrılması gerekiyor: karar almak ve onaylamak. Satınalma liderinin rolü bu ayrımı sistematik biçimde hayata geçirmek. Kimin neyi önerdiği, kimin neyi kontrol ettiği ve kimin neyi onayladığı, süreç tasarımının en temel sorularından biri haline geliyor.

Düşündüğümüz kadarıyla bu yapıyı kurumun içine yerleştirmek hem dürüstlüğü korumak hem de ekibe güvenmek anlamına geliyor. İki şey birbirini dışlamıyor, aksine birbirini güçlendiriyor.

İki gözün gördüğü, bir gözün kaçırdığını yakalamak için değil; sürecin güvenilirliğini belgelemek için var.

Eğitim Önerileri

Satınalma liderliği, güçlerin ayrımı ve süreç tasarımını kapsamlı biçimde ele aldığımız eğitimlerimize katılmak isteyenler için üç farklı format sunuyoruz. Zoom eğitimine katılabilir, kurumsal eğitim talep edebilir ya da kendi hızınızda ilerlemek için çevrim içi versiyona kaydolabilirsiniz.